FreshSignal
Satın Alma

En Az 3 Teklif Kuralı: Nereden Geliyor, Neden Artık Tavan Değil Taban?

20 Temmuz 2026·22 dk okuma
Eski usul üç teklif toplama ile FreshSignal'ın toplu teklif isteme aracını karşılaştıran kapak görseli
Paylaş:LinkedInXWhatsAppFacebook

Sahneyi bilirsin. Atölyedeki makine için yeni bir yedek parça lazım, ya da depoya raf sistemi alınacak, ya da bu yıl ambalaj maliyeti çok arttı ve yeni bir karton tedarikçisi aranıyor. Konu müdüre veya patrona gidiyor ve cevap neredeyse her zaman aynı: "Tamam ama bana en az üç teklif getir." O andan itibaren senin için günler sürecek bir mesai başlıyor: tanıdık tedarikçiyi ara, ikincisini internetten bul, üçüncüsünü "kim vardı ya bunu satan" diye telefon rehberinden çıkarmaya çalış. Mail at, cevap gelmesin, tekrar ara, "bakıp döneceğiz" desinler, bir hafta sonra elinde iki buçuk teklifle toplantıya gir.

Bu yazıda o meşhur "en az 3 teklif" kuralını baştan sona masaya yatıracağız: nereden geliyor, gerçekten kanun mu, neden var, pratikte neden bu kadar yorucu ve — en önemlisi — teklif toplamak artık bu kadar zor olmak zorunda olmadığında bu kural nasıl bir anlam kazanıyor. Ana fikrimizi baştan söyleyelim: 3 teklif kuralı, teklif toplamanın zor olduğu bir dünyada icat edildi. Teklif toplamak kolaylaştığında 3 sayısı bir tavan olmaktan çıkar, zahmetsizce aşılan bir taban hâline gelir. FreshSignal'ın "Teklif İste" aracı tam olarak bunu yapıyor; adım adım, ince ince anlatacağız.

Tanıdık bir sahne: "Bana üç teklif getir"

Türkiye'de satınalma yapan hemen herkes bu cümleyle büyüdü. Kamuda çalışıyorsan doğrudan temin dosyasına üç firma yazısı iliştirmeden ödeme emri yürümez. Özel sektördeysen şirketin satınalma prosedürü, belirli bir tutarın üzerindeki her alım için üç yazılı teklif ister; muhasebe, iç denetim veya bağımsız denetçi dosyayı açtığında o üç kâğıdı görmek ister. Aile şirketinde bile patron içgüdüsel olarak aynı şeyi söyler: "Tek fiyata güvenme, iki yerden daha sor."

Peki bu "üç" sayısı nereden geliyor? Kutsal bir sayı mı, kanun maddesi mi, yoksa yıllar içinde oturmuş bir teamül mü? Cevap düşündüğünden daha ilginç — ve doğru anlamak önemli, çünkü kuralın gerçek amacını anlayınca onu nasıl daha iyi karşılayabileceğin de netleşiyor.

"En az 3 teklif" kuralı nedir, nereden gelir?

En yalın hâliyle kural şu: bir mal veya hizmet satın almadan önce birden fazla tedarikçiden — yerleşik uygulamada en az üç tanesinden — fiyat teklifi topla, bunları karşılaştır ve kararını bu karşılaştırmaya dayandır. Amaç tek bir tedarikçinin söylediği fiyatı "piyasa fiyatı" sanma hatasına düşmemek.

Kuralın üç ana kaynağı var: kamu alımları mevzuatı ve denetim pratiği (Türkiye'de doğrudan temin usulü), şirketlerin kendi iç satınalma politikaları (özellikle kurumsal firmalarda ve denetime tabi şirketlerde) ve uluslararası benzerleri (örneğin Birleşik Krallık'taki kamu kurumu mali yönetmelikleri). Üçüne de tek tek bakalım, çünkü her birinde "üç" sayısının statüsü farklı.

Kamu alımlarında durum: kanun gerçekte ne diyor?

Türkiye'de kamu alımlarının çerçevesini 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu çizer. Küçük tutarlı ve belirli koşullardaki alımlar için kanunun 22. maddesi "doğrudan temin" denilen kolaylaştırılmış bir usul tanır: ihale ilanı, teminat, komisyon gibi ağır süreçler olmadan alım yapılabilir. Ama madde bir şart koşar: idare, alımdan önce piyasa fiyat araştırması yapmak zorundadır.

İşte kritik nokta: kanun metninde "en az üç teklif" diye sayısal bir zorunluluk yoktur. Hatta yazılı teklif alınması bile şart değildir; faksla, e-postayla, hatta internet üzerinden yapılan fiyat araştırması da geçerli kabul edilir. Peki neden herkes "kanun üç teklif ister" zanneder? Çünkü "en az üç teklif", Sayıştay denetim pratiği, birçok idarenin kendi iç yönergeleri ve on yılların köklü teamülü olarak yerleşmiştir. Denetçi dosyada üç teklif görmeye alışıktır; idareler de "denetimde sıkıntı çıkmasın" diye iç düzenlemelerine bu sayıyı yazmıştır. Yani üç teklif kamuda fiilen standarttır — ama kaynağı kanun maddesi değil, uygulama ve denetim kültürüdür.

⚠️ Önemli not

Bu yazı hukuki tavsiye değildir. Kamu görevlisiysen kurumunun iç yönergesini ve güncel mevzuatı esas al; özel sektördeysen şirketinin satınalma politikasını uygula. Buradaki amaç kuralın kaynağını ve mantığını anlatmak, kimseye "üç teklif toplamana gerek yok" demek değil.

Özel sektörde üç teklif: yazılı olmayan kanun

Özel sektörde durum daha net: burada üç teklif şartı bir kanun değil, şirketlerin kendi satınalma prosedürlerinde yazan bir iç politika. Ama çok yaygın bir politika. Belirli bir limitin üzerindeki alımlarda "en az üç yazılı teklif alınır" cümlesi, Türkiye'deki kurumsal şirketlerin satınalma yönetmeliklerinin neredeyse demirbaşıdır.

Şirketler bunu dört gerekçeyle ister: rekabet yaratmak (tedarikçiler birbirinden habersizken bile rekabet fiyatı aşağı çeker), piyasa fiyatını doğrulamak (tek teklif, o fiyatın makul olup olmadığını söylemez), kayırmacılığı önlemek (satınalmacının "tanıdığa iş verme" riskini azaltmak) ve denetim izi üretmek (bağımsız denetim veya iç kontrol dosyayı incelediğinde kararın gerekçesi belgeyle ortada olsun). Yani kural sadece fiyat için değil, aynı zamanda şirketin kendini koruması için var.

Birleşik Krallık'ta da aynı hikâye

Bu kural Türkiye'ye özgü değil. Birleşik Krallık'ta devletin resmî okul satınalma rehberi (GOV.UK) düşük ve orta değerli alımlar için açıkça "tedarikçilerden en az 3 teklif al" der. Belediyelerin ve üniversitelerin mali yönetmelikleri (contract standing orders) de belirli tutar bantlarının üzerindeki alımlarda üç yazılı teklif ister.

Buradaki incelik de Türkiye'dekine benziyor: bu şartlar merkezi kamu alımları kanunundan (Procurement Act 2023) değil, kurumların kendi mali düzenlemelerinden gelir. Yani hem Türkiye'de hem Birleşik Krallık'ta tablo aynı: "üç teklif" büyük çerçeve kanunlarda sayı olarak yazmaz, ama kurumların kendi kuralları ve denetim kültürü onu fiilî standart yapmıştır. FreshSignal veritabanı hem Türkiye hem Birleşik Krallık firmalarını kapsadığı için, her iki pazarda alım yapıyorsan bu paralellik senin için ayrıca önemli.

Kural neden var? Mantığını ciddiye alalım

"Üç teklif" kuralına bürokratik bir angarya gibi bakmak kolay. Ama kuralın arkasındaki mantık son derece sağlam ve ciddiye alınmayı hak ediyor:

  • Rekabet yaratır. Tedarikçi, teklifinin başka tekliflerle yarışacağını bildiğinde daha keskin fiyat verir. Tek muhatap olduğunu bilen tedarikçinin fiyat kırması için hiçbir sebep yoktur.
  • Piyasa fiyatını doğrular. Tek bir fiyat sana hiçbir şey söylemez: pahalı mı, ucuz mu, normal mi? Ancak birden fazla fiyat yan yana geldiğinde bir aralık oluşur ve "makul fiyat" kavramı anlam kazanır.
  • Tek tedarikçiye bağımlılığı önler. Sürekli aynı firmadan almak konforludur ama seni kırılgan yapar: o firma fiyat artırırsa, teslimatı aksatırsa veya kapanırsa elin boşta kalır. Düzenli teklif toplamak, alternatiflerini sıcak tutar.
  • Kayırmacılığı zorlaştırır. Kararın tek kişinin "ben bu firmayı bilirim" demesine değil, karşılaştırılabilir belgelere dayanmasını sağlar.
  • Denetime karşı iz üretir. Yarın bir denetçi, ortak veya vergi incelemesi "bu alımı neden bu fiyata, bu firmadan yaptınız?" diye sorduğunda cevabın dosyada hazırdır.

Yani sorun kuralın kendisinde değil. Sorun, kuralın icat edildiği dönemde teklif toplamanın çok zahmetli olması ve bu zahmetin kuralı zamanla içi boş bir formaliteye dönüştürmesinde.

Kuralın pratikte başı neden ağrıyor?

Teoride kusursuz görünen kural, sahada dört büyük sorunla boğuşur:

  1. Üç teklif toplamak zaman alır. Tedarikçi bulacaksın, telefon edeceksin, mail atacaksın, cevap bekleyeceksin, cevap gelmeyince tekrar arayacaksın. Tek bir alım kalemi için bile bu süreç günler, bazen haftalar sürer. Acil alımlarda bu bekleme lükstür ve çoğu zaman kural es geçilir.
  2. Hep aynı tanıdık tedarikçilerden istenir. Yeni tedarikçi bulmak ayrı bir iş olduğu için, üç teklif genellikle yıllardır çalışılan aynı üç firmadan toplanır. Bu "rekabet" değil, dar bir kulüp içinde dönen bir ritüeldir. Piyasada daha iyi fiyat veren onlarca firma olabilir ama sen onların varlığından bile haberdar değilsindir.
  3. Üç teklif, piyasanın gerçek fiyat aralığını göstermez. Diyelim ki piyasada elli firma bu ürünü satıyor ve fiyatlar geniş bir aralığa yayılıyor. Rastgele (ya da alışkanlıkla) seçtiğin üç firma, bu aralığın pahalı ucunda kümelenmiş olabilir. Üç fiyat gördün diye piyasayı gördüğünü sanırsın — oysa sadece küçük ve muhtemelen yanlı bir örneklem gördün.
  4. Süreç yorgunluğu karar kalitesini düşürür. İki hafta uğraşıp üç teklif topladıktan sonra kimse "bir beş firma daha sorayım" demez. Yorgunluk, eldeki en iyi görüneni kabul ettirir.

"Şeklen üç teklif": kuralın en yaygın bozulması

Ve kuralın en bilinen hastalığı: şeklen üç teklif. Gerçekte alım yapılacak firma zaten kararlaştırılmıştır; diğer iki teklif ise dosyayı tamamlamak için toplanan hatır teklifleridir. Bazen asıl tedarikçi, "rakip" teklifleri kendisi ayarlar — kasıtlı olarak daha yüksek fiyatlı iki teklif bulur ki kendi teklifi ucuz görünsün. Dosyada üç kâğıt vardır, ama rekabet diye bir şey yoktur.

Üç teklif kuralının amacı dosyada üç kâğıt olması değil, kararın gerçek bir piyasa karşılaştırmasına dayanmasıdır. Kâğıt sayısı amaca dönüştüğünde kural ölür, geriye bürokrasi kalır.

Bu bozulmanın kök nedeni de yine aynı: teklif toplamak zordur. Zor olduğu için insanlar kestirmeye sapar, kestirme de kuralın ruhunu öldürür. Şimdi asıl soruya gelelim: teklif toplamak zor olmasaydı ne olurdu?

Neden 3 yetmez: gerçek piyasa fiyatı daha çok teklifte saklı

Basit bir düşünce deneyi yapalım. Aradığın ürünü Türkiye'de yüz firma satıyor olsun ve birim fiyatlar 80 TL ile 140 TL arasında dağılsın. Sen alışkanlıkla üç firmayı arıyorsun ve 118, 124 ve 131 TL teklifler alıyorsun. Kurala uydun, "en ucuzunu" seçtin: 118 TL. Ama piyasanın alt bandında 85-95 TL'ye satan firmalar vardı ve sen onların kapısını hiç çalmadın. Kurala harfiyen uydun ama piyasa fiyatını ıskaladın.

Teklif sayısı arttıkça iki şey birden olur: birincisi, piyasanın gerçek fiyat aralığını görürsün — en ucuz teklifin gerçekten ucuz olup olmadığını ancak yeterince geniş bir örneklemde anlarsın. İkincisi, pazarlık gücün artar: elinde on beş teklif varken tedarikçiyle konuşmak, elinde üç teklif varken konuşmaktan bambaşka bir deneyimdir. "Piyasada bu işi şu fiyata yapan var" cümlesini artık blöf olarak değil, elindeki gerçek verilerle kurarsın.

Teklif sayısı arttıkça pazarlık gücünün ve fiyat görünürlüğünün nasıl arttığını gösteren grafik
Teklif sayısı arttıkça piyasanın gerçek fiyat aralığı netleşir ve pazarlık gücün büyür.

Ayrıca fiyat tek boyut değil: daha çok teklif; daha kısa teslim süresi, daha iyi ödeme vadesi, daha uygun asgari sipariş miktarı bulma ihtimalini de artırır. Üç teklifle bu boyutların hepsinde iyi bir seçenek yakalama şansın düşüktür; on beş-yirmi teklifle bu şans ciddi biçimde yükselir.

Eski yol vs yeni yol: teklif toplamanın dönüşümü

Peki neden herkes üçte kalıyor? Çünkü dördüncü teklifin maliyeti yüksek. Eski usulde her ek teklif; yeni bir tedarikçi bulmak, telefon numarası aramak, kendini ve ihtiyacını sıfırdan anlatmak, mail atmak, cevap kovalamak demek. Üç tekliften sonra herkesin pes etmesi tembellik değil, rasyonel bir maliyet hesabıdır.

Eski usul telefonla ve mail ile tek tek üç teklif toplama süreci ile FreshSignal üzerinden toplu teklif isteme sürecinin karşılaştırması
Eski yol: günler süren telefon ve mail trafiğiyle üç teklif. Yeni yol: aynı sürede onlarca tedarikçiye tek seferde ulaşmak.

FreshSignal'ın "Teklif İste" aracı bu maliyet denklemini tersine çeviriyor. Tedarikçi adayı bulmak, artık rehber karıştırmak değil: 7,9 milyon firmalık Türkiye + Birleşik Krallık veritabanında il, ilçe ve sektör (NACE) filtresiyle arama yapmak. Teklif istemek, artık tek tek mail yazmak değil: kalemleri bir kez yazıp tek gönderimde 100 tedarikçiye kadar ulaştırmak. Ek teklifin maliyeti sıfıra yaklaştığında, "üç" sayısı anlamını değiştirir: artık zorla ulaşılan bir hedef değil, farkında olmadan geçtiğin bir eşiktir.

Eski yolFreshSignal ile
Tedarikçi bulmaTanıdıklar, rehber, internet araması; günler7,9M firmada il + ilçe + NACE filtresiyle dakikalar
Talep iletmeHer tedarikçiye ayrı telefon / mailTek formla 100 tedarikçiye kadar tek gönderim
Kalem listesiHer mailde elle yeniden yazılırKayıtlı alım kalemi kataloğundan seçilir
CevaplarDağınık; kim cevap verdi takibi zorKendi posta kutuna, tek konu altında
Denetim iziMail klasörlerinde dağınıkTeklif Talepleri sayfasında tarihli kayıt
Tipik teklif sayısı2-3İstediğin kadar; 3 sadece taban

FreshSignal ile adım adım teklif toplama

Şimdi süreci baştan sona, hiç bilmeyen birine anlatır gibi tarif edelim. Araç, FreshSignal panelinde Teklifler bölümündeki "Teklif iste" ekranında yaşıyor ve Başlangıç planı dahil tüm ödemeli planlarda mevcut. Panele giriş yaptıktan sonra yedi adımda ilerliyorsun.

FreshSignal ile teklif toplamanın beş ana adımı: tedarikçi adayı bul, tedarikçi ekle, kalemleri yaz, 100 tedarikçiye kadar gönder, gelen teklifleri karşılaştır
FreshSignal ile teklif toplama akışı: aday bul, tedarikçi ekle, kalemleri yaz, gönder, karşılaştır.

Adım 1: Tedarikçi adaylarını bul

Her şey doğru tedarikçileri bulmakla başlar — ve eski usulün en zayıf halkası burasıydı. FreshSignal'da 7,9 milyon firmalık veritabanında (Türkiye + Birleşik Krallık) arama yaparsın: il ve ilçe filtresiyle "bana yakın olsun" dersin, NACE sektör filtresiyle "gerçekten bu işi yapan firmalar gelsin" dersin. Örneğin "Bursa'da plastik enjeksiyon yapan firmalar" veya "Gaziantep'te karton ambalaj üreticileri" gibi aramalar saniyeler sürer. Firma sayfalarında tespit edilmiş e-posta ve telefon bilgileri görünür; beğendiğin firmanın sayfasındaki "Teklif iste" hızlı butonu, talep formunu o firmanın adıyla önden doldurarak seni doğrudan forma götürür; firmayı alıcı listene katmak içinse e-postasını bir sonraki adımda anlatacağımız "Tedarikçiler" sayfana eklersin. Yıllardır aynı üç firmayla dönen kısır döngü tam burada kırılır: artık piyasanın tamamını görüyorsun, tanıdıkların listesini değil.

Adım 2: Tedarikçileri ekle, markalarla grupla

Teklif isteyeceğin firmaları Tedarikçiler sayfasından kaydedersin: ad + e-posta yeterli. Sonra bu tedarikçileri markalarla etiketleyip gruplayabilirsin — örneğin "karton ambalaj", "nakliye", "elektrik malzemesi" gibi. Bu gruplama ileride çok işine yarayacak, çünkü teklif gönderirken "Markaya göre seç" dediğinde o markanın tüm tedarikçileri tek tıkla işaretlenir. Bir kere kurduğun tedarikçi havuzu, sonraki her alımda hazır beklemektedir. Dikkat: e-posta adresi olmayan tedarikçiye gönderim yapılmaz — sistem bunu "e-posta yok" diye açıkça gösterir — o yüzden kaydederken e-postayı eksiksiz gir.

Adım 3: Konuyu ve kalemleri yaz — fiyat alanı neden yok?

Teklif isteme formunda üç şey doldurursun: Konu (örn. "2026 Q3 karton kutu alımı"), Mesaj (kendini ve ihtiyacını anlatan kısa metin) ve İstenen kalemler. Her kalem üç parçadan oluşur: ürün/hizmet açıklaması + miktar + birim. Örneğin "Çift oluklu karton kutu 40x30x25 cm — 5.000 — adet". "+ Kalem ekle" ile satır satır ilerlersin; bir talepte en fazla 50 kalem olabilir.

Dikkatini çekecek bir şey var: kalemlerde fiyat alanı yok. Bu bir eksik değil, bilinçli bir tasarım. Teklif isterken fiyat yazmazsın — fiyatı tedarikçi verir. Sen beklediğin fiyatı yazarsan iki şey olur: ya tedarikçi senin yazdığın rakama "demirlenir" ve gerçekte verebileceğinden yüksek fiyat verir, ya da rakamı düşük bulup hiç cevap vermez. Fiyatı tamamen tedarikçiye bırakmak, piyasanın gerçek fiyat dağılımını görmenin tek yoludur — ki zaten bütün bu sürecin amacı buydu.

Adım 4: Alım kalemleri kataloğunu kullan

Düzenli aldığın ürünler varsa her seferinde kalem açıklamasını elle yazmana gerek yok. "Alım kalemlerinden ara ve ekle" kutusuyla, daha önce kaydettiğin alım kalemi kataloğundan arayıp tek tıkla eklersin. Birimler de teklif ayarlarındaki presetlerle ortaktır; böylece bir talepte "adet", diğerinde "koli" yazıp karışıklık yaratmazsın. Kataloğun büyüdükçe teklif talebi hazırlamak dakikalar değil, saniyeler sürmeye başlar — ve tam da bu yüzden "bir dalga daha gönderelim" demek hiç zor gelmez.

Adım 5: Tek gönderimde 100 tedarikçi — ve dalga mantığı

Alıcıları iki şekilde seçersin: "Alıcı tedarikçiler" listesinden tek tek işaretleyerek, ya da "Markaya göre seç" diyerek — bir markayı seçtiğinde o markaya bağlı tüm tedarikçiler otomatik işaretlenir. Tek gönderimde en fazla 100 tedarikçiye ulaşabilirsin. Yüz. Eski usulde bir haftada üç teklif topluyordun; şimdi tek tıkla yüz kapıyı aynı anda çalıyorsun.

Gönderim sayısında sınır yok: istediğin kadar gönderim yapabilirsin. Bu, dalga mantığını mümkün kılar. Birinci dalgada, diyelim, İstanbul'daki 60 tedarikçiye gönderdin; cevaplar tatmin etmediyse ikinci dalgada Kocaeli ve Bursa'daki 80 firmaya yeni bir gönderim açarsın. Her dalga ayrı bir gönderimdir ve ayrı takip edilir. Piyasayı katman katman taramak, eski usulde hayal bile edilemeyecek bir lükstü; şimdi birkaç dakikalık iş.

Adım 6: Talepler kendi adresinden gider, cevaplar doğrudan sana gelir

Kritik bir detay: posta kutunu FreshSignal'a bağladıysan, teklif talepleri senin kendi e-posta adresinden gönderilir. Tedarikçi karşısında anonim bir platform değil, seni — şirketini, adını, adresini — görür. Bu, cevap oranı için çok önemlidir: firmalar tanımadıkları robotlara değil, gerçek alıcılara teklif verir. Ve tedarikçi cevabı doğrudan sana yazar — cevaplar kendi posta kutuna düşer, araya kimse girmez. Gönderim öncesi bastırma listesi de kontrol edilir; "bana mail atmayın" demiş bir adrese talep gitmez.

Adım 7: Teklif Talepleri geçmişi — hazır denetim izi

Aynı gönderimdeki tüm alıcılar tek bir "talep" olarak gruplanır ve geçmişin Teklif Talepleri sayfasında birikir: hangi konuyla, kaç kalemle, hangi alıcılara, hangi tarihte gönderdiğin kayıt altındadır. Hatırla: üç teklif kuralının varlık sebeplerinden biri denetim izi üretmekti. Eski usulde bu iz, mail klasörlerine dağılmış yazışmalardan ibaretti; şimdi "bu alım için piyasa araştırması yaptık mı?" sorusunun cevabı tek sayfada, tarihli ve düzenli duruyor. Denetçiye, ortağa veya kendi iç kontrolüne "işte, 4 Mart'ta 72 tedarikçiye şu kalemlerle teklif talebi gönderdik" diyebilmek, üç kâğıtlık klasik dosyadan çok daha güçlü bir kanıttır.

Gelen cevapları nasıl değerlendirirsin?

Burada dürüst olalım: gelen teklifler sana e-posta olarak ulaşır ve karşılaştırmayı sen yaparsın — FreshSignal cevapları otomatik bir karşılaştırma tablosuna dökmez. Pratik önerimiz basit bir tablo: satırlara kalemlerini, sütunlara cevap veren tedarikçileri yaz; her hücreye birim fiyatı işle; altına toplam tutar, teslim süresi, ödeme vadesi ve teklifin geçerlilik tarihi için birer satır ekle. On beş-yirmi cevabı bile bu tabloyla yarım saatte kıyaslarsın.

Değerlendirirken sadece en düşük rakama bakma: teslim süresi, ödeme vadesi, asgari sipariş miktarı ve tedarikçinin sana verdiği güven de denklemin parçası. Çok teklifin olmasının güzelliği tam burada: en ucuzu, en hızlısı ve en esnek ödeme vereni ayrı ayrı görür, önceliğine göre seçersin. Ve unutma — bol teklif, seçmediğin firmalarla bile gelecekteki pazarlıkların için sana güncel bir fiyat haritası bırakır.

Madalyonun öbür yüzü: sana teklif isteği gelirse

Bu yazıyı alıcı gözüyle okudun; ama piyasada herkes aynı anda hem alıcı hem satıcıdır. Yarın senin posta kutuna da bir teklif talebi düşecek — belki de FreshSignal üzerinden gönderilmiş bir talep. O zaman roller değişir: hızlı, düzgün ve profesyonel bir teklif hazırlayan firma, on rakibinin arasından sıyrılır. FreshSignal'ın teklif hazırlama aracı bu iş için var; nasıl kullanılacağını teklif hazırlama rehberinde adım adım anlattık. Teklifin ne olduğu, hangi unsurları içermesi gerektiği gibi temelleri tazelemek istersen "Teklif nedir, nasıl hazırlanır?" yazımız da iyi bir başlangıç. Diğer rehberlerimiz için rehber sayfasına göz atabilirsin.

Kimler için? Dört somut senaryo

  • İmalatçı: Hammadde ve yarı mamul alımları maliyetinin en büyük kalemi. Çelik sac, granül, kimyasal, ambalaj — her dönemsel alımda 50-100 tedarikçiye dalga göndererek piyasa fiyatının gerçekten neresinde olduğunu görür; yıllık bazda ciddi maliyet farkı yaratır.
  • Müteahhit / inşaat firması: Her şantiye yeni bir alım listesi demek: demir, beton, elektrik malzemesi, taşeron hizmetleri. İl/ilçe filtresiyle şantiyeye yakın tedarikçileri bulur, kalem kataloğuyla standart listeleri saniyede hazırlar, proje dosyasına düzenli denetim izi bırakır.
  • İhracatçı: Yurt dışına verilen fiyat, içerideki alım fiyatına bağlıdır. Tedarik maliyetini birkaç puan düşürmek, ihracat pazarında rekabet gücü demek. Birleşik Krallık kapsamı sayesinde oradaki tedarikçi ve iş ortağı adaylarını da aynı veritabanında arar.
  • Okul, kurum ve kurumsal şirket tedarikçi süreçleri: İç yönergesi "limit üstü alımda en az üç yazılı teklif" isteyen her kurum için asgariyi karşılamak artık günler değil dakikalar sürer — ve dosyaya üç değil otuz teklifin kaydı girer.

Fiyat ve planlar

"Teklif İste" aracı, aylık 19 dolarlık Başlangıç planı dahil tüm ödemeli planlarda mevcut. Yani bu yazıda anlattığımız akışın tamamı — 7,9 milyon firmada arama, tedarikçi havuzu, marka gruplama, 50 kalemlik talepler, tek gönderimde 100 alıcı, sınırsız gönderim, Teklif Talepleri geçmişi — en giriş seviyesindeki planla bile kullanılabiliyor. Tek bir alımda sağlayacağın fiyat avantajının aylık plan bedelini fazlasıyla çıkaracağını tahmin etmek zor değil. Güncel plan detayları için fiyatlandırma sayfasına bakabilirsin.

Özet: 3 artık tavan değil, taban

Toparlayalım. "En az 3 teklif" kuralı boş bir bürokrasi değil: rekabet yaratmak, piyasa fiyatını doğrulamak, bağımlılığı ve kayırmacılığı önlemek, denetim izi bırakmak gibi son derece sağlam amaçlara hizmet ediyor. Türkiye'de kamu tarafında kanun metni sayı vermese de doğrudan teminde piyasa fiyat araştırmasını şart koşuyor ve "üç teklif" denetim pratiğiyle iç düzenlemelerde yerleşmiş durumda; özel sektörde ve Birleşik Krallık'ta da kurumların kendi kuralları aynı asgariyi koyuyor.

Ama kuralın zayıf karnı hep aynıydı: teklif toplamak zor olduğu için üç sayısı bir tavana dönüşüyor, üstelik o üç teklif de çoğu zaman aynı dar çevreden, bazen şeklen toplanıyordu. FreshSignal bu denklemi değiştiriyor: tedarikçi adayını dakikada buluyor, talebi tek gönderimde 100 firmaya ulaştırıyor, cevapları doğrudan posta kutuna getiriyor ve her gönderimi tarihli kayıt olarak saklıyor. Kural yerinde duruyor — kurumunun veya mevzuatının istediği asgariyi yine sağlıyorsun. Değişen şey şu: 3 artık zorlukla ulaştığın bir tavan değil, farkında olmadan aştığın bir taban. Panelden ilk teklif talebini bugün gönderebilirsin.

💡 Unutma

"Artık üçe mecbur değilsin" demek kuralı iptal etmez. Kurumunun iç politikası veya tabi olduğun mevzuat ne istiyorsa asgari olarak onu sağla; FreshSignal'ın sana kazandırdığı şey, o asgariyi zahmetsizce aşmak. Bu yazı hukuki tavsiye değildir.
"En az 3 teklif" almak kanunen zorunlu mu?

Türkiye'de 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun doğrudan temini düzenleyen 22. maddesi piyasa fiyat araştırması yapılmasını şart koşar; ancak kanun metninde "en az üç teklif" gibi sayısal bir zorunluluk yoktur, yazılı teklif bile şart değildir. Üç teklif; Sayıştay denetim pratiği, idarelerin kendi iç yönergeleri ve köklü teamülle yerleşmiş fiilî bir standarttır. Özel sektörde ise tamamen şirketlerin kendi satınalma politikalarından gelir. Her durumda kendi kurumunun düzenlemesini esas almalısın; bu yazı hukuki tavsiye değildir.

FreshSignal ile tek seferde kaç tedarikçiye teklif talebi gönderebilirim?

Tek gönderimde en fazla 100 tedarikçiye gönderebilirsin. Gönderim sayısında sınır yoktur: cevaplar yetersiz kalırsa yeni bir dalga olarak istediğin kadar ek gönderim yapabilirsin. Bir talepte en fazla 50 kalem yer alabilir.

Teklif isteme formunda neden fiyat alanı yok?

Bilinçli bir tasarım: fiyatı tedarikçi verir. Sen beklenti fiyatı yazarsan tedarikçiler o rakama demirlenir ve piyasanın gerçek fiyat dağılımını göremezsin. Kaleme sadece ürün/hizmet açıklaması, miktar ve birim yazılır; fiyatlandırma tamamen tedarikçiye bırakılır.

Gelen teklifler nereye düşüyor, FreshSignal bunları otomatik karşılaştırıyor mu?

Posta kutun bağlıysa talepler kendi e-posta adresinden gider ve tedarikçiler cevabı doğrudan sana, kendi posta kutuna yazar. FreshSignal cevapları otomatik bir karşılaştırma tablosuna dökmez; karşılaştırmayı sen yaparsın. Pratik yöntem: satırlarda kalemler, sütunlarda tedarikçiler olan basit bir tabloya birim fiyat, toplam, teslim süresi ve ödeme vadesini işlemek.

Teklif isteyeceğim tedarikçileri nereden bulacağım?

FreshSignal'ın 7,9 milyon firmalık Türkiye + Birleşik Krallık veritabanında il, ilçe ve NACE sektör filtreleriyle arama yaparsın. Firma sayfalarında tespit edilmiş e-posta ve telefon bilgileri görünür; beğendiğin firmayı sayfasındaki "Teklif iste" hızlı butonuyla veya Tedarikçiler sayfasından ad + e-posta ile ekleyip markalarla gruplayabilirsin. E-postası olmayan tedarikçiye gönderim yapılmaz.

Bu araç hangi planlarda var?

"Teklif İste" aracı, aylık 19 dolarlık Başlangıç planı dahil tüm ödemeli planlarda kullanılabilir. Güncel detaylar fiyatlandırma sayfasında yer alır.

Paylaş:LinkedInXWhatsAppFacebook

FreshSignal ile toplu mailini gönder

7,9M firmadan hedef listeni çıkar, izinli ve ölçümlü gönder.

Planları gör →